Annelerin muhteşem yemeği: Fırında patlıcan karnıyarık

 

 

 

 

 

 

“En lezzetlisini benim annem yapar…Kimse annem gibi yapamaz!” diyorsunuz.

“Peki, annenizin en sevdiğiniz yemeği hangisi? En güzel neyi yapar? “ diyesim tuttu. Acaba annelerimiz birbirinden çok mu farklıydı? Aynı memlekette yaşadığımıza ve yemekler de aynı olduğuna göre aslında çok farklı olamazdı. Nitekim öyle de oldu.

Anket sonuçları aşağıda. Ben ne anladım sonunda? İçine “sevgi” katılan anne yemeklerinin bizler için nasıl da özel nasıl da vazgeçilmez olduğunu…

Anneler gününüz kutlu olsun.

 Yemek                                            Oy oranı

Fırında patlıcan karnıyarık         %27

Mantı                                                 %15

Lahana dolması                              %12

İçli köfte                                            %9

Fırında zeytinyağlı dolma           %5

İç baklalı enginar                            %5

Patlıcanlı pilav                                 %5

Sarmısaklı patatesli oturtma         %3

Enginar dolması                              %3

Zeytinyağlı yaprak dolması        %3

Hepsi                                                 %3

 

 

TwitterFacebookGoogle GmailBlogger PostMySpaceBookmark/FavoritesShare
Category: Genel  Tags:  Leave a Comment

New York Usulü Limonlu Karadutlu Cheese Cake

Koray Akçakmak'ın New York usulü limonlu karadutlu cheese cake'i

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Koray Akçakmak, kuzenimdir diye demiyorum kendisi muhteşem yemek yapar. Ama şimdilerde öğrendim ki çok daha muhteşem cheese cake yapıyormuş. Annemin bodur karadut ağacından karadutları da karıştırarak harika bir New York usulü cheese cake yaptı. 1920’lerde New Yorklu aşçılar tarafından verilen bu isimli cheese cake’i afiyetle yedik. Koray’a 12 yaşındaki misafirimiz Doğa Şenol asistanlık yaptı, özellikle de bisküvileri taşla ezerken bir harikaydı. İmkanlar çerçevesinde elden bu kadarı geldi diyeyim size, siz anlayın.

Doğa Şenol bisküvileri taşla ezerken

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İşte tarifi, şimdiden afiyet olsun.

Malzemeler:
1.5 Paket Eti Burçak
100 Gram Margarin
1 Kilogram Labne Peyniri
220 Gram Toz Şeker
3 Çorba kaşığı Un
2 Tatlı kaşığı Limon Kabuğu Rendesi
2 Tatlı kaşığı Portakal Kabuğu Rendesi
1/2 çay bardağı karadut
1 Paket Vanilya
5 Adet Yumurta
2 Adet Yumurta Sarısı
Yağlı Kağıt
Pudra Şekeri (Süslemek İçin)

Hazırlanışı:

Bisküvileri bir torbaya doldurup ister Doğa gibi taşla, ister başka bir sert cisimle ezip ufalayın. Margarini eritip ufalanmış bisküvi ile karıştırın.
Kalıbın içini yağlı kağıt ile kaplayın.Kelepçeli kalıp olursa daha rahat edersiniz. Bizde yoktu, kekimizin kenarları hafif tırtıklı oldu ama lezzeti 10 numaraydı.
Karışımı bunun üzerine dağıtıp bastırarak bir taban oluşacak şekilde yerleştirin ve buzdolabına koyup 10 dakika bekletin.
Fırını en yüksek dereceye ayarlayıp önceden ısıtın.
Diğer tarafta labne peyniri, toz şeker, un, limon kabuğu, blenderdan geçirilmiş karadut, portakal kabuğu ve vanilyayı karıştırın. Karıştırmaya devam ederek yumurtaların tümünü ve yumurtanın sarılarını yavaş yavaş ilave edin.
Bu karışımı bisküvi tabanının üzerine yayıp en yüksek derecede 15 dakika pişirin.
Ardından fırının ısısını 125 dereceye düşürüp 75 dakika daha pişirin.
Pastayı fırından çıkarınca kalıptan çıkarmadan bir süre soğutun. Ardından kalıptan çıkarıp iyice soğumasını bekleyin. Servis yapmadan önce buzdolabında bekletin. . Kalıbı çıkarıp tamamen soğumaya bırakın.
Servis yapmadan önce en az 6-7 saat buzdolabında bekletin.

TwitterFacebookGoogle GmailBlogger PostMySpaceBookmark/FavoritesShare

Sizinki hangi renk?

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Daha önce de anlattım ama henüz bilmeyenler için tekrar anlatayım istedim. Bu ara kiminle konuşsam hala bilmediklerini görüyorum ve şaşırıyorum. Somon rengini diyorum, “Sizinki hangi renk?” diyorum.

“O da ne demek?” demeyin. Renk kartelaları bile varmış. İstedikleri tonda renk vermek için! “Pes!” dediniz mi? Ben dedim.

Normalde doğal ortamında yaşayan yani açık deniz somon balığının rengi açık pembeymiş, çünkü denizlerde küçük yengeç ve karideslerle beslenirmiş. Ancaaaak üretim çiftliklerinde üretilen somonlar olması gerektiği gibi karides ve yengeçle beslenmediklerinden yani balık yemiyle beslendiklerinden renkleri değişmiyormuş. Bu somonlar beyaz renkli oluyormuş. Eh, tüketiciler de beyaz somona rağbet etmeyince üreticiler balık yeminin içine renk vermesi için astaksanthin ya da  kurutulmuş kırmızı maya ya da sentetik karışım ekliyorlarmış.

O zaman ne yapmak lazımmış?

Açık deniz somonundan şaşmamak lazımmış! Tekrar ve bıkmadan bilgilendireceğim efendim.

 

 

TwitterFacebookGoogle GmailBlogger PostMySpaceBookmark/FavoritesShare

Dondurmayın

Yaz geliyor. Zeytinyağlılar sofralardan eksik olmayacak elbette. Hatta hızımızı alamayacağız ve kışa hazırlık da yapacağız. Yani donduracağız. Ama dondurmamalıyız.

“Sana ne kadın! Bulmuşuz mis gibi sebzeleri, kışa da yemek istiyoruz biz onları…Hem derin dondurucuyu boşuna mı aldık biz?” vb dediğinizi duyar gibiyim. İzin verin, ben değil, Doğader Başkanı  Hüseyin Çetin izah etsin:

“Çok nadir özel cihazlar haricinde bizim evlerimizdeki buzdolabı ve derin dondurucularımız -18 dereceye göre ayarlıdır. Gerçek şoklama ise büyük miktarda üretim yapan ciddi firmaların -38 derecede şoklanmış ürünleridir.
Bizim ülkemizdeki derin dondurucular veya o şekildeki buzdolabının buzlu bölümü sadece -38 derecede şoklanmış ürünleri -18 derecede saklamak içindir. Siz bir sebzeyi alıp -18 dereceye koyup buzdolabınızda donmuş şekilde görebilirsiniz. Ama donmuş olması -18 derecede muhafaza şartlarının doğru olduğunu göstermez. O neden bu kadar büyük miktarda enerji harcayarak sonucu çok kötü bir sonla sonuçlanabilecek hatta besin zehirlenmesine kadar yol açabilecektir.”

Sanırım ikna ettim?

 

TwitterFacebookGoogle GmailBlogger PostMySpaceBookmark/FavoritesShare

Yağmur Böreği

Slow Food’u biraz anlattım ya bir önceki yazıda, o gün en çok ilgimi çekenler kendilerine Yağmur Böreği diyen bu ekibin okullardaki eğitiminin yanı sıra Yağmur Böreği’nin hikayesiydi. Sizlerle hem bu hikayeyi hem de tarifini paylaşmak istedim.

Trakya’da müthiş bir kuraklık olduğundan halk yağmur duasına çıkmaya karar vermiş. Duaları kabul olur ve yağmur yağar. Onları karşılamak için hemen bir börek yapılır köylülerce, adı da Yağmur Böreği olur bu “berekete hoş geldin” böreğinin.

Yağmur Böreği Birliği ise size bir önceki yazıda söz ettiğim “Tohumdan Sofraya” eğitimi veriyor.

Tarifi internetten* buldum. Bereket için yapılmış, adı ile insanı gülümseten bu böreği denediğim ilk fırsatta kendi fotoğraflarımla da paylaşacağım ayrıca. Bana biraz krepi andırdı, türk işi krep sanki? Saçta yapılan krep de diyebiliriz gibi. Kararı siz verin…

 

 

 

 

 

Malzemeler:

1/2 kg tam buğday unu, 1/2 kg buğday unu, 1 tatlı kaşığı tuz, 200 gr. tereyağı, 3 yumurta, 1 su bardağı süt, aldığı kadar su.

Yapılışı:

Tereyağının yarısı hariç diğer malzemeleri unun ortasında havuz açarak ekleyin ve karıştırın. Suyu az gelirse ilave edip, gevşek olmayan bir hamur hazırlayın. Hamuru üzerine bez kapatarak yaklaşık bir-bir buçuk saat kadar dinlendirin. Daha sonra dinlenen hamurdan bezeler ayırarak, oklava ile yaklaşık 20 cm’lik hamurlar açın. İyice ısınmış sac üzerinde iki tarafını da tereyağı ile yağlayıp, ters yüz ederek pişirin. Sade yiyebileceğiniz gibi arasına istediğiniz malzemeyi koyarak katlayıp servis edebilirsiniz.

*http://www.sondevir.com/index.php?aType=haber&ArticleID=31842&q=Greenpeace

TwitterFacebookGoogle GmailBlogger PostMySpaceBookmark/FavoritesShare

Slow Food Tanışması

 

 

 

 

 

 

Geçtiğimiz günlerde harika bir etkinlik için Küçük Ağaç Anaokulu’ndaydım. Harikaydı, çünkü küçük yüreklerin büyük bir projesi vardı. Duyarlı öğretmenleri Niyazi Selçuk’un önderliğinde minikler kediler için hazırladıkları kedi evlerini kendi resimleriyle süslemişler ve bir de sergi düzenlemişlerdi. Ağzım kulaklarımda gittim oraya. Yaşam Hakkına Saygı Derneği, ayıptır söylemesi benim de bir parçası olmaktan onur duyduğum derneğimizle işbirliği yapmışlardı. Bir dernek için en mutlu anlar bunlar sanırım, gökten kendiliğinden inen yürekler…

 

 

 

 

 
Her neyse konuyu dağıtmayayım, aslında sergi için gittiğim Küçük Ağaç Anaokulu’nda tanıştım onlarla: Slow Food Hareketiyle! Haklarında epey bilgi edindim, okullarda miniklere verdikleri seminerlere hayran oldum. 132 ülkede faaliyet gösteren, 100.000’den fazla üyeye sahip bir oluşum. Kısacası kim onlar, Fikir Sahibi Damaklar Konviviumu Lideri Defne Koryürek anlatsın*:

“Son 40 yılında, bu gezegenin kaynaklarının %30’unu yok etmeyi başardığımızı düşünecek olursak… Afrika’da açlık sürerken İstanbul’da satın aldığımız her 4 ekmekten 1’ini her gün, ama her gün çöpe atabildiğimizi düşünecek olursak… tüm kanunlara, kurduğumuz tüm medeniyete ve sistemlere ve yönetmeliklere rağmen ahenk içerisinde yaşayamadığımızı…

Slow Food’un misyonu da bu soruya cevapta yatıyor: biyolojik ve kültürel çeşitliğin yüceltildiği, iyi, temiz ve adil kavramlarının yol göstericiliği altında doğamızla uyumlu yaşadığımız “daha yavaş bir hayat”, bizi “hızla” yol aldığımız yok oluştan kurtaracak tek seçenektir.

Ben böyle bir dünyanın imkanlı olduğuna inanan ve gerçekleşmesi yolunda hiyerarşiden uzak, çeşitliliğe sırtını yaslayan pratikleri destekleyen bu salyangoz hızındaki hareketin pek gururlu bir üyesiyim ve hayalim, önceliğim: Toprak Ana’ya sahip çıkacak yepyeni ve tümüyle aydınlanmış bir kuşak yetiştirmek.

Bizim bırakacağımız iz, onlar olacak.”

Muzaffer Tunçağ, sitelerinde amaçlarını kısaca sıralamış bize, sizi bilmem ama ben bayıldım onlara:

“Doğayı ve biyolojik çeşitliliği korumak,
Hayatın ritmiyle uyumlu olmak,
Kültürel mirası korumak,
Geleneksel bilgiyi dikkate almak,
Yerel üreticiye destek olmak,
Yiyeceği tanımak ve nasıl üretildiğini bilmek,
Emekçi köylülerin ürettiği eşsiz ürünlere ulaşmak,
Lezzet eğitimlerini yaygınlaştırmak”.

* http://www.slowfoodanadolu.com/hakkimizda/

 

 

TwitterFacebookGoogle GmailBlogger PostMySpaceBookmark/FavoritesShare

Lezzet kursundaydım!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yine Eks Mutfak Akademisinde  Iglo İle Pratik lezzetler kursuna gittim, yeni yemekler öğrendim, afiyetle de yedim. Kursta bizi ağırlayan Iglo Yemek Danışmanı ve www.lezzetibol.com sitesi sahibi Tijen Aktay’a teşekkür ediyorum. Yeni arkadaşlar da edindim ayrıca, bloggerlarla tanışma fırsatı buldum. Hilal Gülünay (http://armutunsapi.blogspot.com/) ve Gül Gürdal (http://lezzet-karnavali.blogspot.com/) ile tanıştığıma pek memnun oldum. Hilal Hanım’ın blog ismine ise bayıldığımı söylemem lazım.

 

 

 

 

 

 

 

Neler yaptık neler…İşte o tarifler(tariflere ulaşmak için üstlerine tıklayın lütfen):

TATLI İGLO BAHÇE BEZELYE PÜRELİ CROSTİNİ

BİBERİYE, LİMON VE CAPARİLİ SOMON

DOMATESLİ BAMYA

­ CREAM CARAMEL

TwitterFacebookGoogle GmailBlogger PostMySpaceBookmark/FavoritesShare

TATLI İGLO BAHÇE BEZELYE PÜRELİ CROSTİNİ

 

 

 

 

 

4 Kişilik

Malzemeler

2 bardak tavuk suyu,
1 çay kaşığı kırmızı pul biber,

1 paket dondurulmuş Iglo bahçe bezelyesi,

Birkaç dal taze nane (ince kıyılmış),

½ çay kaşığı karabiber,
½ çay kaşığı tuz,
5–6 dilim ince dilimlenmiş pastırma,

½ paket krema

Crostini için;1 baget ekmek, saf zeytinyağı (üstü için), 2-3 diş sarımsak. 

Yapılışı:

Tavuk suyunu ve kırmızı pul biberli orta ateşte kaynayıncaya kadar pişirin.Iglo bahçe bezelyelerini ekleyin ve yumuşayıncaya kadar yaklaşık 5 dk pişirin.

Bezelyeleri, nane, tuz ve karabiberi blenderden geçirin. Hazırladığını bezelye püresini bir kaba koyun ve buzdolabında 30 dk kadar soğumaya bırakın.

Crostini için; önceden 190 derece ısılmış fırına(tepsiye fırın kâğıdı serin) ekmek dilimlerini dizin. İyice kızarana kadar 10 dk. Pişirin. Ekmekler sıcakken üzerlerinde zeytinyağı ve sarımsakları gezdirin. Kremşantiyi, bezelye püresine ekleyip, ekmeklerin üzerine sürün. Üzerlerine dilimlenmiş pastırmaları yerleştirip, bekletmeden servis yapın.  

TwitterFacebookGoogle GmailBlogger PostMySpaceBookmark/FavoritesShare

CREAM CARAMEL

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

4 kişilik

Malzemeler

500 ml süt, ½ su bardağı toz şeker, 4 adet yumurta, 1 paket vanilin, Arzuya göre limon veya portakal rendesi,

Karamel için; ½ su bardağı toz şeker, 2–3 yemek kaşığı su 

Yapılışı

Toz şekeri ve suyu bir tavaya koyun ve ocakta şekerin rengi koyulaşana kadar karamel yapın.Sütü benmari yöntemi ile kaynama derecesine getirin. Toz şeker ile yumurtaları birbirine karıştırın, sütü ilave edin karıştırın. Vanillin ve limon kabuğu rendesini ilave edin. Krem karamel kaselerinin dip kısmına 1 kaşık hazırladığınız karameli dökün ve üzerine yumurtalı karışımı dökün ve önceden ısıtılmış fırında benmari usulü 160 derece de 35–40 dakika arası pişirin. Soğutun ters çevirerek çıkartın. Soğuk servis yapın.

TwitterFacebookGoogle GmailBlogger PostMySpaceBookmark/FavoritesShare

DOMATESLİ BAMYA

4 Kişilik

Malzemeler

1 paket İGLO Körpe Bamya, 2 diş sarımsak, 2 soğan, 3-4 domates, Yarım su bardağı zeytinyağı, 1 tatlı kaşığı biber salçası, 2 su bardağı sıcak su, Yarım su bardağı limon suyu, 1 tatlı kaşığı tozşeker, Tuz 

Yapılışı

Domatesleri soyup küp, küp kesiniz. Zeytinyağını tencerede kızdırıp soğan ve sarımsağı pembeleştirin, salçayı ekleyip karıştırın, domatesleri ilave edip koyulaşıncaya kadar pişirin. Bamyaları ilave edin, sıcak su ve tuz ekleyip tencerenin kapağını kapatın. 20 dakika pişirin. Bamyalar yumuşayınca limon suyu ve şekeri ilave edin 5 dakika daha pişirerek servis edin.

TwitterFacebookGoogle GmailBlogger PostMySpaceBookmark/FavoritesShare